0 %

  • HABERLER & ANALİZ

  • ANALİZLER



Denizyolu Taşımacılığı ve Türkiye’nin Lojistik Vizyonu
Tem 22, Per günü

Pandemi ile yeniden yapılanan dünyada yeni iş modelleri üzerinde çalışıldığı bugünlerde, bir çok stratejinin temelinde lojistik ve ulaştırma var. ABD ve AB, Çin’e karşı ortak hareket ederken, tedarik zinciri yönetiminde yeni ülkeler ve bölgeler araştırılıyor. Ülke ekonomisinin ihracat performasını artırmak için bu arayışların Türkiye’ye yönelmesi için görüşmeler yapılıyor. G7 ülkeleri 2035 yılına kadar ulaştırma bütçesi, 40 trilyon dolar. Ülkemizin Kuzey-Güney ve Doğu-Batı arasındaki köprü konumuna, lojistik kabiliyeti  Türk lojistik sektörünü, bu gelişmelere paralel olarak uluslararası yeni rotalar üzerinde çalışmaya yöneltti. İstanbul Yeni Havalimanı, BaküKars-Tiflis demiryolu gibi projeler ve Yeni İpekyolu Türk lojistik sektörüne yeni imkanlar sunuyor.


Aşılamanın en üst seviyeye çıkması ile dünya ticaretinin hızlı bir şekilde büyüyeceği ve denizyolu konteyner taşımacılığının dünya ticaretindeki önemi oldukça artacağı yapılan değerlendirmeler arasında. Türkiye, yükselen e-ticaretin ekonomi ve lojistikte hangi dönüşümleri zorunlu kılarken, bölgesel oyuncu olma hedefinde. Bugün siparişi verilen ve iki, üç yıl sonra servise çıkacak olan konteyner gemi sayıları, dünya denizyolu konteyner taşımacılığının büyüyerek yoluna devam edeceğini göstermekte.


Çin haricinde, 2022 yılı itibariyle Hindistan ve Malezya’nın da hacim konteyner üreten ülkeler arasına katılması bekleniyor. Buna ek olarak 1 Temmuz 2021 tarihi itibariyle Mısır ile olan ihracatımızda yeni bir döneme girdik;  ülkemiz gümrüklerinde kullanılan Sınır Ötesi Ticaret İçin Mısır Ulusal Tek Pencere Sistemi olan ACI/NAFEZA adlı uygulamaya geçiliyor.  Bu durumda Karadeniz’de alternatif bir rota oluşturmak üzere yakın zamanda faaliyete geçen Filyos Limanı oldukça önem kazanıyor. Filyos Limanı ile lojistik merkezinin Türkiye ana demiryolu hattına bağlantısı ve Filyos Vadisi’nin ekolojik dengesinin korunması sağlanarak, Karadeniz’de bulunan Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan limanları arasında düzenli gemi ve Ro-Ro hatları kurulması bu limanlar arasındaki iş birliğini ve iş hacmini de arttıracaktır.


Üretim merkezi olan Doğu ile tüketim ağırlıklı Batı arasında tedarik zincirinde yaşanan sıkışıklık devam ederken, Çin’in Kuşak ve Yol Projesi’ne karşı AB ve Avrupa, Yeşil Yol Projesi’ni başlatmaya hazırlandığından, Doğu-Batı arasında kutuplaşmalara neden oluyor. Türkiye her iki projenin ortasında olduğundan, modern limanlarımızla ile denizyoluna inerek Avrupa’nın tedarikçisi haline gelebilir, lojistik performansını güçlendirip Doğu-Batı rotasında köprü olabilir. Buna ek olarak Ege Bölgesi de, Türkiye’nin yeni lojistik merkezi olmaya aday gibi duruyor, İzmir Limanları’nın yüksek kapasitesi ve Kuzey Ege Çandarlı Limanı gibi projeler, Ege’yi üretimde ve lojistikte öne çıkaracağı öngörüler arasında.


Türkiye’nin denizcilikteki konumu ve sektör ticaret hacminin büyümesi için atılan adımlar ve yaşanan gelişmeler oldukça heyecan verici. Çin ile Avrupa arasında Avrasya’nın merkezinde olan ülkemizin Coğrafi konumunun avantajlarını mutlaka fırsata çevirmemiz ve lojistik planlayıcı olmamız bizi ileri taşıyacaktır. 2020 yılında Türkiye’nin denizyoluyla yapılan ithalatı 226 milyon ton, ihracatı ise 138 milyon ton olarak gerçekleşmiş olup, ithalat ve ihracatın %88,8’inin denizyoluyla taşındığını göz onunda bulundurmalıyız. Dünyadaki ticaret hacminin iki katına çıkacağı öngörülen 2030 yılına hazırlıklı olmamız ve gelecekten pay sahibi olmamız gerekiyor. Ceylan Group olarak Türkiye’nin ihracatını yeni ufuklara taşımak en büyük hedefimiz, birlikte tam yol ileri. Bu ülkenin gücü her şeye yeter.